Hayyam

2 min read

bırak yarını dünü yaşadığın anı gör



İki günde bir somun geçiyorsa eline

Soğuk suyu da olursa bir kırık testide

Niçin kendinden kötüsüne kul olur insan,

Ne diye girer kendi gibisinin hizmetine?



Bu ucsuz bucaksız dünya içinde, bil ki,

Mutlu yaşamak iki türlü insana vergi:

Biri iyinin kötünün aslını bilir,

Öteki ne dünyayı bilir ne kendini.



Dostum, olan olmuş, vahlanma boşuna;

Dünyayı kara zindan etme başına.

Yaşamana bak, elinden tek gelen bu

Olacakları danışan var mı sana?



Yaşamak elindeyken bugüne bugün,

Ne diye bırakır, yarını düşünürsün?

Geçmiş, gelecek, kuru sevda bütün bunlar;

Kadrini bilmeğe bak avucundaki ömrün.



Her gün biri çıkar, başlar ben, ben demeğe,

Altınları gümüşleriyle övünmeğe.

Tam işleri dilediği düzene girer

Ecel çıkıverir pusudan : Benim ben, diye.



Yıllar günler gibi geçti gider;

nerde o eski dertler, sevinçler?

belaya aldırmaz aklı olan

bu da her şey gibi geçer, der.



yarım somunun var mı? bir ufak da evin

kimselerin kulu kölesi değil misin

kimsenin sırtından geçindiğin de yok ya

keyfine bak, en hoş dünyası olan sensin


kazancın yaşamasını bildiğin günler


şu dünyada üç ben günlük ömrün var

nedir bu dükkanlar bu konaklar

ev mi dayanır bu sel yatağına

bu rüzgarlı yerde mum mu yanar



Gül der ki yüzüm yüzlerden güzelken

Ezer suyumu çıkarırlar bilmem neden.

Bülbül de şöyle der ona sanki içinden:

Bir yıl dert çekmeden var mı bir gün sevinen?



Bu dünyada nedir payıma düşen, hiç

Nedir ömrümün kazancı felekten, hiç

Bir sevinç mumuyum sönüversem hiçim

Bir kadehim kırılsam ne kalır benden hiç.



Elimde olsa bu dünyayı küçümserdim

İyisine de kötüsüne de yuh çekerdim

Daha doğrusu bu aşağılık yere

Ne gelirdim ne yaşardım ne ölürdüm



Gönlünce de dönse, bu dünyanın sonu ne?

Okunup bitse de ömür destanının, sonu ne?

Yüz yıl dilediğince yaşadın diyelim,

Bir yüz yıl daha yaşasaydın, sonu ne?



Vefasız dünya diye yakınıp durma;

dünya elindeyken tadını çıkarsana!

Herkese vefaIı oIsaydı dünya

sıra mı geIirdi senin yaşamana?



Akılla bir konuşmam oldu dün gece;

Sana soracaklarım var, dedim;

Sen ki her bilginin temelisin,

Bana yol göstermelisin.

Yaşamaktan bezdim, ne yapsam?

Birkaç yıl daha katlan, dedi.

Nedir; dedim bu yaşamak?

Bir düş, dedi; birkaç görüntü.

Evi barkı olmak nedir? Dedim;

Biraz keyfetmek için

Yıllar yılı dert çekmek, dedi.

Bu zorbalar ne biçim adamlara dedim;

Kurt, köpek, çakal makal, dedi.

Ne dersin bu adamlara, dedim;

Yüreksizler, kafasızlar, soysuzlar, dedi.

Benim bu deli gönlüm, dedim;

Ne zaman akıllanacak?

Biraz daha kulağı burkulunca, dedi.

Hayyam’ın bu sözlerine ne dersin, dedim:

Dizmiş alt alta sözleri,

Hoşbeş etmiş derim, dedi.



January 11, 2020